|
Uzun zamandan beri sizlere En-el Hak konusunu anlatmak istiyordum. Uzaklardan bir kardeşimin göndermiş olduğu sorular bu konuyu açmama vesile oldu. Bu kardeşim aşağıdaki soruları sormuş bende acizane tek tek cevaplamaya ve bu konuda sizlere de bir ışık tutmaya çalışacağım.
“”Selamünaleyküm hocam...-- 1. sorum: En-el Hak-- kın asıl manası nedir.? Allah ile bütünleşmek manasıyla, “Allah bende, ben Allahta” sırrını benimsemek Allaha şirk koşmak mıdır. 2. sorum: Kuranda Namaz kelimesinin geçmediğini biliyoruz, benim bildiğim kadarıyla salad kelimesi geçer. Nisa suresinde geçtiği gibi yürürken ve yan yatarken dahi salad (namaz) nasıl olur?, eğer Allahı anmak zikr etmekse vs. günde 5 vaktin 2 sini yan yatıp salad etmemizde bir sakınca var mıdır.? birde söylentilerde namazın günde 5 vakitten fazla farz kılındığını, Peygamber Efendimize gelen şikayetler doğrultusunda bir nevi pazarlık edip 5 vakte indirdiğini hatta 5 vakti çok görenlere “benim daha azını istemeye yüzüm yok” dediğini duyuyoruz ne derece doğrudur.? Yazılarınızda ayrıca Muaviyenin Kuranı nasıl tahrif ettiğini anlatırsanız insanlar biraz daha gönül gözünü açacaktır. Kurandaki asıl tahrifatın nereden itibaren başladığını tüm Müslüman kardeşlerimize birilerinin anlatması gerek. Bu konuda da sizlere büyük görevler düşüyor. Allah sabır versin hocam””
Kelime anlamı; bir şeyi örtmek, kötülüğü süslü göstermek. Manasındaki “decl” kökünden gelen bir sıfattır. Aldatıcı, yalancı, hileci demektir. Çeşitli şeytani yeteneklerle insanları kandıracak bir sistem ve bu sistemi yöneten kişidir. Kur’ân-ı Kerim de Deccal ile ilgili bir ayet yoktur. Ancak sahih hadis kitaplarında Deccal ile ilgili rivayetler vardır. Resulullah Efendimiz hadislerinde: “Şüphesiz on alamet zuhur etmedikçe kıyamet kopmayacaktır.” Doğuda, Batıda ve Arap yarımadasında birer yerin batması, Duman, Deccal, Dabbetü’l-arz yecüc. Mecüc güneşin battığı yerden doğması ve Aden toprağının sonundan (Yemen’den) bir ateş çıkarak insanları haşrolacakları yere sürmesi” buyurmuştur. (Müslim, Fiten, 39, 40, 128, 129; Ebu Davud, Melahim, 12; Tirmizi, Fiten, 21; İbn Mace, Fiten, 25, 28).
Bu konu ile ilgili Ayetlere tam manası ile meal verilebilseydi Yecüc ve Mecüclerin Uzayın derinliklerine gönderildikleri ve gelecekleri yolun kapatıldığını, o yolun Allah tarafından açılacağını ve aynı yoldan gelecekleri önceden anlaşılabilirdi. Ancak, Allahu Teala Ayette “vakti gelince” buyuruyor.
83. (Resûlüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım. 84. Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik. 85. O da bir yol tutup gitti. 86. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik. 87. O, şöyle dedi: «Haksızlık edeni cezalandıracağız; sonra o, Rabbine gönderilecek; sonra Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak.» 88. «İman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir karşılık vardır. Ve buyruğumuzdan, ona kolay olanını söyleyeceğiz.»
İnsanın yaratılıştaki üstünlüğünü anlatmıştık. İnsana ait hayatların sırlarını, Rüyaların hakikatını, İnsanların yaratılışlarındaki devreleri ve daha birçok sırrı zamanımızın yenilenen çağında İnsana rehber olması için açıklamanın zamanı geldi. Anlatacaklarım ilk etapta size garip gelebilir. Zamanımıza kadar üstü örtülmeye çalışılan Kur’an Ayetlerinin derinliklerinde bu sırlar zaten vardır. İnsan Kainatta yaratılan en üstün varlıktır. Allahu Tealanın İnsana nasıl son derecede önem verdiğini Bakara suresinde, Araf suresinde geçen şu ayetler çok açık anlatıyor.
“Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.” Araf suresi-11
Mearic-1, 2, 3. (tdv meali)
“Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar” Mearic -4 (tdv meali)
Bismillahirrahmanirrahim
1, 2, 3, 4, 5. Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek). (tdv meali)
Tebbet suresinin meali hatalı verilmiştir. Allahu Teala asla beddua etmez. Faraza beddua etse o an da bedduası tutar. Allahu Tealanın yarattığı bir kuluna beddua ettiğini düşünmek, haşa Allah’a acziyet isnad etmektir.
Kainatın mana alemine sancak olan, Alemlerin şehidi, Huzuru Peygamberin sancağı..
Her Peygamberin bir diyeti vardır. Hz. Adem’in diyeti, Cennetten yeryüzüne gönderilmekti. Hz. Nuh’un diyeti, tufanda oğlunu manen ve zahiren kaybetmekti, Hz. Nuh tufan esnasında Allahu Tealaya yalvararak şöyle dedi; “Nuh Rabbine dua edip dedi ki: «Ey Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vâdin ise elbette haktır. Sen hakimler hakimisin.” Hud-45 (tdv meali)
|



























BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Sizlere, bu anlatacaklarımın üzerini “Komplo Teorisi” diyerek örtmeye çalışacaklardır. Yinede yazmak ve sizleri haberdar etmek istedim.
Dabbetü’l arz konusuna girmeden önce Yecüc ve Mecüc hakkında kısa bir bilgi daha eklemek, akıllarınıza gelen bazı sorulara cevap olacaktır. Yecüc ve Mecüc hakkındaki bir önceki yazımdaki bilgiler sizlere belkide garip gelmiştir. Biz bin yıldan fazla bir süre içerisinde Yecüc ve Mecüclerin Demir yığınları ile oluşturulmuş ve üzerine Bakır eriyiği dökülmüş bir Dağın içinden çıkıp gelecekleri hikayeleri ile bilgilendik. Dünyada Demir yığını suni bir Dağ olsaydı, yeryüzünü didik didik arayan Bilim Adamları bu dağı çoktan bulmuş olurlardı yada Uzaydan yeryüzünü tarayan uydular tarafından şimdiye kadar tesbit edilirdi.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Sebe suresinin ilk 9 ayeti müteşabihtir. Yani birden fazla anlamlar içerirler. Allahu Tealanın sözleri kul sözleri gibi tek manaya gelmez. Allahu Teala nın Kelamı Kainat içinde yankılanır. Kelamullah, değdiği her kulağa ver her gönüle ayrı ayrı manalar yağmuru bırakır. Bu hal hem Allahu Tealanın Kelamının derinliğini hemde Kelamında ışıyan ilimlerini meydana çıkarır. Kuran Ayetlerinin en büyük mucizelerinden biri de budur. Her ana, her zamana, her asra ayrı manalarda, ayrı hitapları vardır. Hitap ettiği zamanda bir sonraki zamanların İlimlerine, Bilim dallarınada kapı açar. Bu Bilimleri yine kendi ayetleri içerisinde İnsanlık alemine bağışlar. İnsanlık alemi bu ilimlerin kıymetini bilirse ve Kurana sımsıkı yapışırsa asrının ötelerindeki ilim ve bilime sahip olur.
“Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından inkârcılara gelecek olan ve hiç kimsenin savamayacağı azabı istedi!”
Hz. Hüseyin (ra)


























